Aklımıza getiremeyeceğimiz onca şeyi aklımıza sokan özlemekmiş aslında. Monoton saydığımız sürüsüyle eylemin bir amaca hizmet ettiğini çok iyi anlamanın yoluymuş. Şarkıların bir değil binlerce anlam içerebileceğini kavramanın bir çeşidiymiş.

Sevgilinin elini tutmak. Çok sıradan. İlk başta zevklerin en güzellerindendi değil mi? İçin bırak içine dünyaya zor sığıyordu. Sakin olmaya çalıştığın için o da. Yoksa çıkacak her çarpışta kalbin atmosfer dışına. Ya birisi kapacak ya da eriyecek. Sonraları, zaman ilerledikçe, güneş doğudan doğduğu ve batıdan battığı sürece alışkanlık haline gelemdi mi? Tutsan çok az fark eder, tutmasan etik olmaz. Öyle değil mi işin aslı. İşin aslı aslında çok ama çok farklı.

Uzun ayrı kalışlarda başta gelen istektir. Elinin eline değmesi isteği. Tenin tene değmesi istenir. “Ah bir tutsam elinden, koşsam dalgalara paralel, çiçeklerin üzerinde uçurtma uçursam. Koysam kalbimi uçurtmanın üzerine de bir yıldıza bıraksam.” diye geçirmez mi insanın içinden. İstemez mi insan ayrı kalınca o ellerin, göz yaşlarını silen parmakların bulunduğu o yumuşak ellerin bir baş parmağından fazla uzakta olmamasını. Elbette ister. Mecburdur beden çünkü yaşam enerjisinin çoğu o ayadan karışır kana. O’dur senin hayata daha sıkı sarılmana sebep. O’nun elidir sana bu gücü veren.

Kısacası diyeceğim o ki; monotonluk yoktur aşkta. Her bir eylem bir amaca hizmet eder. Bazen ihtiyaçtan bazen ise gereklilikten ama değildir alışılagelmişlikten…

Benzer Konular

6 Comments

  1. Kesinlikle katılıyorum:)

  2. bu hareketlerın hepsıde bıryere cıkıyo:) :D

  3. katılmıyorum aşkta monotonluk var abiciğim

  4. Monotonluğu yaratan kendilerine aşık yakıştırması yapanlardır…

  5. emre beye katılıyorum…

  6. bence süper olmuş yazı bencede aşkda manatonluk yoktur ;)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.