Dropa Taşları – Açıklanamayan Buluntular 2

  • 108

Dropa Taşları

Bilinmeyen Buluntular serimizin bir diğer konusu da Dropa Taşlarıdır. Çinli bir arkeolog olan Dr. Chi Pu Te öğrencileriyle beraber Baian Kara Ula dağlarına bir mağaraya keşfe çıktılar ve buldukları şeyler çok ilginçti.

Çinli doktor mağarada daha önceki bulunan mağara resimleri ile çok alakasızdı. İlk Dropa Taşı bir öğrencinin ayağına takılınca fark edildi ve sonraki araştırmalar ile 716 kadar dropa taşı bulundu.

Kimse bu buluşu ciddiye almadı. Çapları yaklaşık 30cm kadar ve ortalarında bir delik vardı. Üzerlerinde ise mikroskop ile görünebilecek kadar ufak yazılar bulunmaktaydı. Bu yazılar ise hiç bir dile benzememekteydi.

1962 yılında Pekin Üniversitesi Tarih Akademisi’nden Prof. Dr. Tsum Um Nui tarafından tekrar taşlar mercek altına alındıktan sonra taşların kaderi bir anlamda değişmiş oldu. Profesör Tsum taşları tek tek inceledi ve üzerlerindeki dili çözmeye çalıştı. Çözdükçe kafası karışıyordu ve ortaya çıkardıkları tarihi büyük ölçüde değiştirmeye yarayacak buluntulardı ve hala batılılar tarafından ilgi görmemekteydi. Daha sonra araştırmalarının yayınlanması yasaklandı fakat Prof. Dr. Tsum Um Nui araştırmalarını yurtdışına kaçırarak bunları yayınlamayı başardı.

Taşlardaki sır ise 12 Bin Yıl önce insanların böyle kusursuz simetrik bir taşı yapmalarını geçin mikroskobik ölçüde nasıl yazılar yazıldığıydı. Daha sonraları 1968 yılında Rus bir bilim adamı bu çalışmaları da mercek altına aldı ve Piramitlerden bile eski olan bu taşların insan yapımı olamayacağını bildirdi. Çünkü taşlar yüksek oranda kobalt içermekteydi. Taşa sertlik veren bu maddenin üzerine mikroskobik yazılar yazmak da o zamanki tarihlerdeki bilgilerle imkansız bir durumdu. Ayrıca taşların tutulduğu bir test sonucunda bu taşlar eskiden elektrik akımı da iletmişlerdi ki o zamanlar elektrik neredeydi.

Taşların üzerinde yazanlara geri dönecek olursak eğer Dropa adlı bir kavimden bahsediyordu. Bu uzay mekikleri bozulunca Dünya’ya inmek zorunda kalan bir uzaylı kavimdi. Kadın erkek çoluk çocuk mağaralara sığınmıştı. Barışçıl olmalarına rağmen etrafta yaşayan bir diğer ilkel kabile Ham bunları düşman olarak görmüş ve bazılarını esir almış bazılarını ise öldürmüştü. Daha sonra işaret dillerini anlayınca dost olduklarını anladılar.

Antropologlar bu yaşayan kabilelerin Çin veya Tibet kökenine dayanmadığını belirtiyorlar. Pigmeler kadar kısa boylu (130cm-140cm), o devirlere ait bulunan kafatasları gibi kafaları büyük ve büyük-iri mavi gözlere sahip olan bu ırk ayrıca Asyalıların aksine seyrek tüylere de sahipler. Hatta bu araştırmalara inanan bazı araştırmacılar Çin halk hikayelerinde bu Dropa’lıların geçtiğini de belirtmektedirler.

Bu yazımıza Prof. Dr. Tsum Un Nui tarafından çevirisi yapılan yazılardan bir kesit ile son veriyorum.

“Dropalılar bulutların arasından inen ışıklı bir küre içinden yeryüzüne indiler. Kadınlar, çocuklar ve erkekler olmak üzere bütün Dropalılar çevredeki mağaralara sığındılar. İnsanlar en sonunda Dropalıların işaret dilini çözünce niyetlerinin savaş olmadığını anladılar.”

Bilinmeyen Buluntular serimizin bir diğer konusu da Dropa Taşlarıdır. Çinli bir arkeolog olan Dr. Chi Pu Te öğrencileriyle beraber Baian Kara Ula dağlarına bir mağaraya keşfe çıktılar ve buldukları şeyler çok ilginçti. Çinli doktor mağarada daha önceki bulunan mağara resimleri ile çok alakasızdı. İlk Dropa Taşı bir öğrencinin ayağına takılınca fark edildi ve sonraki araştırmalar…

Bilinmeyen Buluntular serimizin bir diğer konusu da Dropa Taşlarıdır. Çinli bir arkeolog olan Dr. Chi Pu Te öğrencileriyle beraber Baian Kara Ula dağlarına bir mağaraya keşfe çıktılar ve buldukları şeyler çok ilginçti. Çinli doktor mağarada daha önceki bulunan mağara resimleri ile çok alakasızdı. İlk Dropa Taşı bir öğrencinin ayağına takılınca fark edildi ve sonraki araştırmalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.