<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Roman&#8217;dan Dizi Olur Mu? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/</link>
	<description>Kültürün Sanata Doyduğu Nokta</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Mar 2010 17:18:18 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>gözde tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-173010</link>
		<dc:creator>gözde</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2009 09:28:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-173010</guid>
		<description>gercekten bazi romanlar var mesala ben yaprak dökümünün romanini bir kac gün önce bitirdim romandakiyle dizide cok farkli yönleri var yani yönetmenler romani cok degistiriyorlar ben buna karsiyim tamam braz hayal gücünü kulana bilirsin ama okadar da diyil ben buna karsiyim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>gercekten bazi romanlar var mesala ben yaprak dökümünün romanini bir kac gün önce bitirdim romandakiyle dizide cok farkli yönleri var yani yönetmenler romani cok degistiriyorlar ben buna karsiyim tamam braz hayal gücünü kulana bilirsin ama okadar da diyil ben buna karsiyim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>çiğdem tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-169604</link>
		<dc:creator>çiğdem</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2009 11:29:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-169604</guid>
		<description>bence olmaz.. olmamalı.. herşey tadında güzel, herşey ilk halinde güzel.. üstelik dizileri uzatmaya çalıştıkça yapımcılar, romanı okumayan insanlar için önyargı oluşuyor. bu kadar dandikmiymiş bu kitap??

olmamalı bence.. okuma alışkanlığı, televizyon izleme saplantısına dönüştürülmemeli..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>bence olmaz.. olmamalı.. herşey tadında güzel, herşey ilk halinde güzel.. üstelik dizileri uzatmaya çalıştıkça yapımcılar, romanı okumayan insanlar için önyargı oluşuyor. bu kadar dandikmiymiş bu kitap??</p>
<p>olmamalı bence.. okuma alışkanlığı, televizyon izleme saplantısına dönüştürülmemeli..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>serhan tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-169055</link>
		<dc:creator>serhan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2009 15:00:54 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-169055</guid>
		<description>Romanlar dizileştikçe insanların okuma oranı çok daha azalmaktadır. Kolaya alıştırmaktır ve yapımcılar için de bir nevi kolaya kaçmanın yoludur</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Romanlar dizileştikçe insanların okuma oranı çok daha azalmaktadır. Kolaya alıştırmaktır ve yapımcılar için de bir nevi kolaya kaçmanın yoludur</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Mahir Efe Falay tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-166354</link>
		<dc:creator>Mahir Efe Falay</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 08:43:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-166354</guid>
		<description>Ben de hem olabilir hem olamaz.
Gördüğümüz gibi, fantastik romanların dizisi / filmi işi sakat mesela. Çünkü o fantastik edebiyatta iş bir oranda da hayal gücüne kalıyor ve yönetmenin hayal gücüyle okurunki aynı olmuyor - doğal olarak olamıyor. Misal, ne kadar güzel yapılırsa yapılsın Yüzüklerin Efendisi. Yada Herbert&#039;in Dune kitabının Lynch uyarlaması.

Fakat atıyorum, polisiye bir romanın tvye aktarılması çok daha sorunsuz olacaktır çünkü herşey buz gibi ortadadır ve açıktır. 
&quot; Ayna gibi parlayan ruganlar giymiş, jilet gibi krem kumaş pantalon, beyaz gömlek, siyah kravat ve pantolona uyumlu koyu kamel blazer ceket giyip de siyah trençkot ile aynı renkte fötr çekmiş adam &quot; tasviri barizdir ve kültüre göre hafif değişikliğe uğrayarak herkesin aklına hemen hemen benzer bir adam gelir.

Ama tüm söylediğime rağmen beni ters köşeye yatıran bir örneğim de vardır; dövüş klübü! Önce roman olarak okudum ve arkasından hiç durmadan bir kere daha okudum yeni farkındalıkla. Ancak ondan sonra filmi izleyince &quot;bu mudur?&quot; dedim. Velhasıl, roman benim için çok şey ifade etmişti ama film hayır.

Fakat tam tersi de oldu, mesela Hemingway&#039;in ünlü romanı Yaşlı Adam ve Deniz&#039;i önce okumuştum, sonra filmini izledim ve açıkçası hayal kırıklığına uğramadım. Benzer tecrübeyi Fareler ve İnsanlar&#039;da da yaşamıştım.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Ben de hem olabilir hem olamaz.<br />
Gördüğümüz gibi, fantastik romanların dizisi / filmi işi sakat mesela. Çünkü o fantastik edebiyatta iş bir oranda da hayal gücüne kalıyor ve yönetmenin hayal gücüyle okurunki aynı olmuyor &#8211; doğal olarak olamıyor. Misal, ne kadar güzel yapılırsa yapılsın Yüzüklerin Efendisi. Yada Herbert&#8217;in Dune kitabının Lynch uyarlaması.</p>
<p>Fakat atıyorum, polisiye bir romanın tvye aktarılması çok daha sorunsuz olacaktır çünkü herşey buz gibi ortadadır ve açıktır.<br />
&#8221; Ayna gibi parlayan ruganlar giymiş, jilet gibi krem kumaş pantalon, beyaz gömlek, siyah kravat ve pantolona uyumlu koyu kamel blazer ceket giyip de siyah trençkot ile aynı renkte fötr çekmiş adam &#8221; tasviri barizdir ve kültüre göre hafif değişikliğe uğrayarak herkesin aklına hemen hemen benzer bir adam gelir.</p>
<p>Ama tüm söylediğime rağmen beni ters köşeye yatıran bir örneğim de vardır; dövüş klübü! Önce roman olarak okudum ve arkasından hiç durmadan bir kere daha okudum yeni farkındalıkla. Ancak ondan sonra filmi izleyince &#8220;bu mudur?&#8221; dedim. Velhasıl, roman benim için çok şey ifade etmişti ama film hayır.</p>
<p>Fakat tam tersi de oldu, mesela Hemingway&#8217;in ünlü romanı Yaşlı Adam ve Deniz&#8217;i önce okumuştum, sonra filmini izledim ve açıkçası hayal kırıklığına uğramadım. Benzer tecrübeyi Fareler ve İnsanlar&#8217;da da yaşamıştım.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>immortALance tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-161733</link>
		<dc:creator>immortALance</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 09:28:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-161733</guid>
		<description>Pekâla saldırabiliriz fakat saldırmayız.Ekran başında oturarak kendmizi ölüme bir adım daha yaklaştırmak varken ne gereği var. Zaten okumayan bir toplumuz.

Selim İLERİ&#039;nin söylediği biraz haklı olabilir. Yeşil Yol da çok güzel bir filmdi. Elbette ayrı ve yapanların da iyi yapması gerekiyor fakat bu adamlar dizilerini yapamıyor. :) 

Açıkcası Yaprak Dökümü dizisini izlemektense kitabını okurum daha mantıklı. Neden beğenmediğim bir dizi için her hafta 1 saatimi ayırayım ki. En basit örnekte haftada 1 saat kitabını okusam 2-3 ayda kitabı biter. :)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Pekâla saldırabiliriz fakat saldırmayız.Ekran başında oturarak kendmizi ölüme bir adım daha yaklaştırmak varken ne gereği var. Zaten okumayan bir toplumuz.</p>
<p>Selim İLERİ&#8217;nin söylediği biraz haklı olabilir. Yeşil Yol da çok güzel bir filmdi. Elbette ayrı ve yapanların da iyi yapması gerekiyor fakat bu adamlar dizilerini yapamıyor. :) </p>
<p>Açıkcası Yaprak Dökümü dizisini izlemektense kitabını okurum daha mantıklı. Neden beğenmediğim bir dizi için her hafta 1 saatimi ayırayım ki. En basit örnekte haftada 1 saat kitabını okusam 2-3 ayda kitabı biter. :)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ışıl ışıl tarafından</title>
		<link>http://blog.immortalance.net/romandan-dizi-olur-mu/comment-page-1/#comment-161731</link>
		<dc:creator>ışıl ışıl</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 09:08:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://blog.immortalance.net/?p=1872#comment-161731</guid>
		<description>Bence olabilir, hem de çok güzel. Yeter ki yaratıcı ve usta eller iş başında olsun.

Çok uzun bir süre uyguladığım bir ilkem vardı: Filmini izlediğim bir romanı okumaz, okuduğum bir romanın filmini izlemezdim. Hatta yaptığım bir ayırımın sonucunda da serüven türündeki kitapları okumayı değil filmlerini izlemeyi tercih ederdim.

Ta ki bana Frederick Forsyth&#039;in &quot;Çakal&quot;ının çok övülerek önerilmesine dek. Bu romanın kurgusuna hayran kalmıştım. Okurken anlatımın (çevirinin de hakkını yememek gerek) zihnimde oluşturduğu görüntüleri film tadında izlerken bu tür romanları da keyifle okuyabileceğimi anlamıştım.

Sonradan salt kendimi denemek amacıyla ayrıntılarını pek de anımsamadığım bu romandan uyarlanarak çekilen (ilk) filmi izleyince ayrı bir tat aldığımı hissettim. 

Böylece senaryonun yer yer değişikliğe uğramasına aldırmamam ve roman ile filmin ayrı ayrı yapıtlar olduğunu kabul etmem gerektiğinin ayırdına vardım.

Selim İleri&#039;nin bir yapıtının tiyatroya uyarlanmasında, yine kendisinin yazdığı senaryo üzerinde görüşünün de alınması için oyuncular ve yönetmenle birlikte çalışma yaptıkları bir dönemde onunla yapılan bir söyleşide söyledikleri bana bu konuda doğru düşündüğümü gösterdi:

Selim İleri kendi yazdığı senaryonun ayrı bir yapıt, yönetmenin bakış açısıyla (gerekirse değişikliklerle) sahneye konmuş halinin tamamen ayrı bir yapıt olduğunu söylemiş ve bundan hiç bir rahatsızlık duymadığını da eklemişti.

O yüzden aslında bu ayrılığın bilincine varırsak, izlenen dizilerde işlenen konuların dayanağı olan romanları merak edip de okumaya sardırır mıyız acaba?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bence olabilir, hem de çok güzel. Yeter ki yaratıcı ve usta eller iş başında olsun.</p>
<p>Çok uzun bir süre uyguladığım bir ilkem vardı: Filmini izlediğim bir romanı okumaz, okuduğum bir romanın filmini izlemezdim. Hatta yaptığım bir ayırımın sonucunda da serüven türündeki kitapları okumayı değil filmlerini izlemeyi tercih ederdim.</p>
<p>Ta ki bana Frederick Forsyth&#8217;in &#8220;Çakal&#8221;ının çok övülerek önerilmesine dek. Bu romanın kurgusuna hayran kalmıştım. Okurken anlatımın (çevirinin de hakkını yememek gerek) zihnimde oluşturduğu görüntüleri film tadında izlerken bu tür romanları da keyifle okuyabileceğimi anlamıştım.</p>
<p>Sonradan salt kendimi denemek amacıyla ayrıntılarını pek de anımsamadığım bu romandan uyarlanarak çekilen (ilk) filmi izleyince ayrı bir tat aldığımı hissettim. </p>
<p>Böylece senaryonun yer yer değişikliğe uğramasına aldırmamam ve roman ile filmin ayrı ayrı yapıtlar olduğunu kabul etmem gerektiğinin ayırdına vardım.</p>
<p>Selim İleri&#8217;nin bir yapıtının tiyatroya uyarlanmasında, yine kendisinin yazdığı senaryo üzerinde görüşünün de alınması için oyuncular ve yönetmenle birlikte çalışma yaptıkları bir dönemde onunla yapılan bir söyleşide söyledikleri bana bu konuda doğru düşündüğümü gösterdi:</p>
<p>Selim İleri kendi yazdığı senaryonun ayrı bir yapıt, yönetmenin bakış açısıyla (gerekirse değişikliklerle) sahneye konmuş halinin tamamen ayrı bir yapıt olduğunu söylemiş ve bundan hiç bir rahatsızlık duymadığını da eklemişti.</p>
<p>O yüzden aslında bu ayrılığın bilincine varırsak, izlenen dizilerde işlenen konuların dayanağı olan romanları merak edip de okumaya sardırır mıyız acaba?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
