Sinemanın Hayatımızdaki Etkileri

Kara kare fotoğraflar şerit halinde dizilir ve makaraya sarılır. Ardından makara dönmeye beyaz perdeye fotoğraflar yansımaya başlar. Sessiz siyah beyaz dönemden üç boyutlu döneme kadar insanlığa büyük şeyler veren sinema izleyenden izleyene ve izlemeyene göre farklı şeyler ifade ediyor.

Sinema toplumsal bir olaydır bana göre. Toplumu kökten etkileyen bir olaydır. Büyük kitlelerin nabzını tutan, onların hayatına bazen yön veren bazen de onları eğlendiren bir olaydır. Şöyle ki;

A.R.O.G ve Recep İvedik 2 gibi filmler kriz esnasında insanların büyük bir kısmına bir kaç hafta yetecek moral ve gülümseme aşıladılar. Hem de 10 TL’ye bile değil.  Hemen hemen her ortamda “Burası Apış arası Kokuyor!” cümlesini duyabiliriz. Espiriler yüzlerce defa kulağımda çınlar durur. Sahneleri hatırladıkça kendimizi sıkıntılardan arındırız. “Sım sıkı taş gibi sım sıkı taş gibi…” sloganını halı saha maçlarında ekstra bir tezahurat olarak duymamız muhtemel. Bu da sporla sinemanın birleştiği nokta gibi birşey olsa gerek.

Bazen aydınlanmaya sebep olan sinema bir çok geçmiş olayı kahramanlar açısından değerlendirerek toplumu bilinçlendirmeyi başarabiliyor veya farklı bakış açıları yaratabiliyor. Benim en sevdiğim nokta da olaylara farklı bakabilmek. Bu blogun sloganlarından birisi de ” Sıradan Hayta Farklı Bakış Açısı ” şeklindedir zaten. Mesela bir İtalyan Mafyası kültürünü Godfather (Baba) filminde en ince ayrıntısına kadar öğrenebilmeniz muhtemel. ( Dünyanın en iyi sinema sitesi olan IMDb.Com’da en iyi 250 film arasında ilk filmi 2. ikinci filmi 3. sırada bulunuyor. Yani ilk 3’ün ikisini kapatmış bir seri.) Bazen de Al Capone’un yakalanışının polis tarafındaki hikayesine tanık olabiliyorsunuz. ( Untouchables )

Bazı zamanlar ise hayatınızda köklü değişiklikler yapmanıza sebep olan filmlerle tanışırsınız. Düşüncenizi tamamen değiştirebilirsiniz veya aynı yolda devam etmeniz konunda kendinize söz verebilirsiniz. ( Umudunu Kaybetme – The Pursuit of Happyness ). Bir çağınızı kapatarak öteki çağınızı açmanıza bile sebebiyet verebilir bu tür filmler.

Sinema’da Senaryonun Önemi

Sinema filmine değer katan bazen senaryosu olabiliyor bazen hiç olmadık filmlere değer katan bu sefer oyuncular olabiliyor. ( Bay Evet – Yes Man ). Sahnelere değer veren görsel efektler kadar oyuncun mimikleri, ses tonu, karakteristik özelliği ve izleyicinin gözündeki yeridir. Jim CArrey Bay Evet ve The Majestic ile bunu başarmış bir filmdir. Diğer türlüsü yani senaryonun değer katması durumu ise The Shawshank Redemption ( Esaretin Bedeli ) filminde görülebiliyor.  bu film de oscar alamamasına rağmen IMDb.Com en iyi 250 film listesinde ilk sırayı parsellemiş şekilde duruyor. Bir de güzel senaryoyu arşa değdiren güzel oyuncular vardır ki bu Godfather ( Baba ) filminde zaten gözler önüne seriliyor. Alpacino’nun çocukluğunu bile görebileceğiniz bir film. Yine bir diğer örnek ise Untouchables. Bu filmde de Robert De Niro ve Andy Garcia’nın güzel oyunculuklarının güzel bir senaryoyla buluşması filme değer kazandırıyor.

Bütçe’nin Film Üzerindeki Etkisi

Bir diğeri ise bütçe konusu. bu konuya aslında pek değinmek istemiyorum çünkü Dünyalı filmini izledikten sonra bütçenin bir öneminin olmadığını gördüm. Amaca göre bütçe değişkenlik gösterse de sinema filminin kalitesi kesinlikle bütçede değildir. Ayrıca bu film benim gözümde milyonun onda biri bir bütçeyle bile çok iyi ürünler ortaya çıkartılabileceğini kanıtlıyor. Tek bir mekanda 6-7 kişi oturarak kostüm masrafı olmadan güzel bir film çekebiliyor. 12 Angry Man de bunun çok ama çok eski bir örneği.

Benzer Konular

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.