Geçtiğimiz günlerde bir kültür turu yakaladım ve atladım gittim gezmeye. Bahçelievler Şehit Öğretmenler İ.Ö.O. ile birlikteydik. Uzunca zamandır da gezmemiştim benim için de biraz iyi oldu hani. Turumuz Çanakkale Gelibolu Tarihi Yarımadası’ndan başladı, Çanakkale Truva bölgesine, oradan Assos kıyılarına, Ayvalık’da Cunda Adası ve Kazdağları’nda Sütüven Şelalesi, Hasanboğuldu kısımlarına kadar gitti.

Dolu dolu yaşadığımız bir turdu ve hepsini bir konuda anlatmak ise oldukça gereksiz diye düşündüm. Hepsi ayrı bir başlık altında incelenirse daha iyi olur düşüncesindeyim. Bu turda bütün öğrendiklerimi güzel bir yazı dizisi ile sizlere aktarmak istiyorum. Yazı dizimizi özetlemek gerekirse;

1- Çanakkale
2- Troia antik Kenti ve Truva Atı
3- Assos Harabeleri
4-Cunda Adası ve Şeytan Sofrası
5- Kazdağları

Çanakkale kısmını yazmak istemiyorum. Sadece Troia kısmına değineceğim. Gelibolu Yarım Adası kısmını zaten daha önceki konularım olan Çanakkale’yi Bilmek, Çanakkale’yi Görmek ve Çanakkale’yi Gezmek hakkındaki gezi notlarımı okuyabilirsiniz.

Toria Antik Kenti aslında Truva Atı’nın gölgesinde kalmış durumdaydı benim gözümde. Zira Truva Atı buradanın sembolü olmasına rağmen buradan daha ünlü bir durumda. Oysa Troia bambaşka birşey. Düşünün bir kent var. O kentte 9 farklı uygarlık yaşar ve bu 9 uygarlığın ilki de M.Ö. 3000 yıllarında falan oraya yerleşmiştir. Birisi gelmiş yaşamış ardından o uygarlığın üzerine başka bir uygarlık yerleşmiş ve bir öncekinin izleri toprak altında kalmıştır. İllada Destanı’nda Troia ve İlios adlarıyla 150 kez anılmaktadır. Yapı olarak etrafı surlarla çevrelenmiştir ve koruma altındadır.

Yer bakımından gerçekten stratejik bir yerde. Üçgen bir yapıya sahip ve çok da verimli bir yerde. Bu sebeple de sürekli yerleşim ve savaş görmüş bir bölge. Bu sebeple çok fazla yık-yap yaşamıştır.İlk kazı çalışması da 1863 yılında Frank Calvert tarafından yapılmıştır fakat büyük değil ufak tefek kazılardır. Zaten kendisi de konsolos, yöreyi iyi tanıyan bir bilimadamı ve eski eser koleksiyoncusudur. O tarihten buraya çokca kazı yapılmıştır ve insanlığın eski tarihleri hakkında bilinen bir çok şeyin yeniden değerlendirilmesine sebep olmuş bir bölgedir.

Truva Atı ise bu bölgeyi daha d tanıtarak turist çekmek amaçlı yapılmış olan bir anıttır aslında. Gerçeği savaş zamanında yakılmıştır.

Truva Atı’nın hikayesi de kısaca şöyledir.

“Zekasıyla ünlü Odysseus‘un Truva surlarını aşmak ve şehre gizlice girmek için yaptırdığı tahtadan at maketidir.Savaş yaklaşık 10 yıldır sürüyordur. Askerler bıkkın ve yorgundur. Zekası yüzünden Athena tarafından da sevilen Odysseus’un aklına tahtadan bir at yapma fikri gelir. At yapılır ve en seçkin askerler atın içindeki bölmelere gizlenirler. Yunan ordusu Tenedos (Bozcaada)’un arkasına gizlenirler. At kumsala bırakılır. Truvalılar atı tanrılardan bir hediye olarak kabul eder. Yunanlıları yendiklerini ve savaşın bittiğini düşünürler. Atı şehrin içine alıp, kutlama törenleri yaparlar. Planın yürümesi için, görevi tahta atın Truvanın surlarından içeri girmesini sağlamak olan bir Akhalı askeri atın yanında bırakırlar. Akhalıların çekildiğini gören Truvalılar, şaşkınlık içinde batı kapısının önündeki dev tahta atın yanına giderler. Bu sırada ortaya çıkan Sinon ismindeki Akhalı asker, ağlayıp, sızlanarak Yunanlılardan nefret ettiğini, onu Akhalıların geri dönüşleri için gerekli rüzgarın çıkması adına kurban seçtiklerini ve kendisinin kaçarak kurtulduğu yalanını söyler ve şöyle devam eder:

Tahta at Tanrıça Athena’ya kutsal bir sunak olarak yapılmıştır. Büyük olmasının sebebi Troyalıların onu dar şehir kapılarından şehrin içine almalarını engellemek içindir. Akhaların beklentisi Troyalıların bu atı yakıp yıkmalarıdır. Böylece Tanrıça Athena’nın öfkesini Troya üzerine çekmiş olacaklardır. Ama Troyalılar atı şehrin içine alıp onu korurlarsa Athena’nın lütfu Troyalılara yönelecektir.

Barış özlemiyle yanıp tutuşan Truvalılar bu yalana inanırlar ve tahta atı içeri alırlar. Gece barış kutlamalarıyla coşan ve alkolün etkisiyle sızan Truvalılar, atın içindeki Akhalı Savaşçılara gafil avlanırlar. Bu sırada Truva’nın surlarına yaklaşmış olan Akhalı Ordusunun da takviyesiyle Truva Şehri tamamen harabe haline dönüşür. Truva’nın baştan sona yakıldığı bu korkunç katliam sonrasında Menelous Helen’i alarak Yunanistan’a yelken açar.”

Vikipedi olayı bu şekilde anlatıyor. Gelelim Truva Atı’nın çektiğim resimlerine. Yükseliği epey bi fazla bu atın. Tam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum fakat 15-20 metre kadar olduğunu düşünüyorum. (Bilen varsa yorum kısmına yazarsa çok sevinirim.) Vücud hatları ise oldukça belirgin. Piksel piksel sanki. İşçiliği pek bir iyi değil anlayacağınız. İçerisine girilebiliyor. İçi 2 kat oalrak tasarlanmış. Birisi gövde kısmı. Bir de üzerinde kulube var o. Yalnız çıkarken merdicenler çok dik ne yazık ki. Yükseklik korkum olduğundan biraz tırstım açıkcası.

Olayı biraz da fotoğraflar ile konuşturalım.

Troia Antik Kentinde Ortaya Çıkartılan Bir Kaç Sutun.
Truva Atı'nın içerisinden etrafa bir bakış
Truva Atı'na Giriş Merdiceni. Pek Bir Dik.
Truva Atı'nın gölgesinde İmmortALance.
Meşhur Truva Atın'ın Penceresinden Bakan İnsanlar.

Truva Atı İçerisinden Bir Kare.

[nggallery id=20]
Daha fazla bilgi için bakabilirsiniz:

http://www.troiavakfi.com

Benzer Konular

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.